Namaz Vakitleri
Görüntülenen Şehir:   Loading
Puan Durumu Loading
Gazeteler
  • Akşam Gazetesi
  • Bir Gün Gazetesi
  • Bugün Gazetesi
  • Cumhuriyet Gazetesi
  • Dünya Gazetesi
  • Fanatik Gazetesi
  • Fotomaç Gazetesi
  • Güneş Gazetesi
  • Haber Türk Gazetesi
  • Hürriyet Gazetesi
  • Millî Gazete
  • Milliyet Gazetesi
  • Posta Gazetesi
  • Radikal Gazetesi
  • Sabah Gazetesi
  • Sözcü Gazetesi
  • Star Gazetesi
  • Takvim Gazetesi
  • Taraf Gazetesi
  • Türkiye Gazetesi
  • Vatan Gazetesi
  • Yeni Akit Gazetesi
  • Yeni Asta Gazetesi
  • Yeni Şafak Gazetesi
  • Zaman Gazetesi

“KİTAP EHLİLEŞTİRİR”

Bu haber 248 kere okunmuş. 16/08/2022

Fuarlar, imza etkinlik günleri yazar ile okurun, kitap sevdalılarının buluştuğu, bilginin, sevginin, paylaşımın havada uçuştuğu şahane tanışmaların ve etkileşimlerin olduğu kültürel bir mekândır benim için. Sadece kitap yoktur orada kavuşma vardır, kucaklaşma, hasret giderme kısaca ortak noktalarımızda ve farklılıklarımızda buluşma vardır. Benim için heyecanla, merakla bekleme halidir “nelerle, kimlerle karşılaşacağım fuarda” diyerek…

Edremit Körfezi’nde geleneksel hale gelen “Ölmez Ağacın Gölgesinde Kitap” kapsamlı 5. Edremit Kitap fuarı 13 Ağustos 2022 cumartesi günü Altınkum’da kitapseverlere kapılarını açtı. Türkiye Yazarlar Sendikası standında “Karınca Misali” yleyerimizi aldık.

Kitaplar en yakın dostum olduktan sonra hayata, insanlara, çevreme bakış açım değişti. Devrim yapmıştır hayatımda.  Ne kadar gelişi güzel, özensiz, karmaşık, karışık yaşıyormuşum meğer. Ben kendimin ne kadar değerli biri olduğumu dahi kitaplardan öğrendim. Cehaletimi onunla giderdim, yolumu onunla aydınlattım bir fener gibi. Hayatta kalmaya çalışırken bazen aldanmış bazen de dağılmışım. Uykuda olduğumu da uyandıktan sonra anladım. Karanlıklardan, çıkmazlardan, başıboşluktan o kurtardı beni. Onunla yaşamım anlam kazandı. Rehber oldu gittiğim limanlara. Yıllarca kendime yabancı yaşamışım, kendime kötü davranmışım farkında olmadan önüme geleni yemişim, içmişim; karşıma çıkanı almışım hayatıma. Seçmeyi, kendini korumayı kollamayı, geliştirmeyi kim öğretir insana? Seni, hayatında bir kez olsun karşılaşamayacağın hiç tanımadığın bilgelerle, bilim adamlarıyla, sanatçılarla, yazarlarla, filozoflarla  hem de hiç dilini bilmediğin senin dininden olmayan  farklı kültürlerde yetişmiş Freud, Tesla, FridaKahlo, Konfüçyüs, Buda….gibi isimlerle kim tanıştırabilir. Tabiki kitaplar… Yeteneklerimi keşfettim, yapabileceklerime odaklanıp yoluma koyuldum. Öğrendiklerimden,  yaşam felsefemden tutun da ilişkilerime kadar yön verdim. Bana dayatılan dogmalardan, öğretilmiş paslı, çürümüş yanlış bilgilerden kurtarmıştır beni kitaplarım. Ne zaman başım sıkışsa o gelir imdadıma. Psikoloğum, diyetisyenim, ekonomi uzmanım, yol haritam, doğruyu bilen tek şaşmaz akıl hocam…

Emin Özdemir bir denemesinde okuma üzerine  şöyle değinir;” Cahil olan karanlık içinde bulunduğu için önünü ardını göremez, tökezler, yuvarlanır. Bilen ise yürüdüğü yolu görür nereye varacağını kestirir. Okuma yalnızca bilgi edinmede kafamıza takılan soruların yanıtını bulmada ya da başkalarının yaşantı ve deneyimlerini paylaşmada kullandığımız bir araç değildir. Davranış ve düşünüş gücümüzü de besler, geliştirir. Bir yazıyı okurken belirli bir iletişim konumuna gireriz. Bir öyküyle, bir makaleyi, bir denemeyle, bir şiiri aynı iletişim konumuna göre okuyamayız. Bununla birlikte her yazıyı anlamaya çabalarız. Bu yol ile anlama, sezme, kestirme gücümüzü işletiriz.”

O kitaptan o kitaba gezinirken odamda kaybolurum kendi dünyamda hiçbir şey de duymam. Kitaplarım, evim, neredeyse ben kendimi orada mutlu hissederim. Başka yere de ihtiyaç duymam. Bu insanın kendine bir dünya yaratabilme, kendini oyalayabilme becerisidir. Hem orada yalnız da değilsiniz ki… Başkalarının görmediği sadece sizin gördüğünüz bir kalabalık. Sizi yormayan, bunaltmayan saatlerin nasıl geçtiğini anlamadığınız bir zaman dilimi kitaplarla yolculuk. Başkalarının acılarından, başarılarından kendimize çıkardığımız ödev, aldığımız sorumluluktur. Okuduklarımız köşeli, sert yanlarımızı törpüler adam eder bizi. Edindiğimiz bilgiler yaşam ile bağ kurdururken bu dünyayı idrak etmemizi de sağlar.

Ne çok insan vardır değil mi kendini yalnız hisseden, dipsiz kuyularda kalmış çaresiz. Yetmezlik duygusu sarmış her yerini, umutsuz, mutsuz, köşeye sıkıştırılmış hisseden… Peki ne yapıyor? Hiçbir şey…. Zamandan kopuktur çünkü benimsememiştir yaşadığı hayatı. Bundan dolayı yaşıyormuş gibi görünüp ölü ruhlar halinde dolaşır insanlar. Sevmez, gülmez, yemez, içmez, tat almaz yaşamdan. Öylesine yaşıyormuş gibi yaşar. Kimse de çoğu zaman ne durumda olduğunu bilmez. İnsan ne kadar umutsuz ve sıkıştırılmış bir durumda olduğunu idrak ederse bu durumu değiştirmek için bir şeyler yapar. Geri kalmış toplumlar bilimde, sanatta gelişmiş toplumları takip ediyorlar. Can güvenliğinin sağlandığı, başımızı rahatça yastığa koyabilmemiz için ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan gelişmiş bir toplum için bilginin her eve girmesi şart.

Yunus Emre tarafından söylenmiş; 

Gezdim Halep ile Şam'ı

Eyledim ilmi talep

Meğer ilim bir hiç imiş

İllâ edep illâ edep

Girdim ilim meclisine

Eyledim kıldım talep,

Dediler ilim geride,

İllâ edep illa edep

Derken mısralarında bilgiden önce insan olmaya dikkat çeker. Bir kişi ilimden önce ahlâkı, edebi, terbiyeyi öğrenmelidir. İyi insan olmayı bilmelidir. Her insan önce etik olmalıdır. Devam eder pekiştirmek için başka bir deyişinde; “İlim, ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir

Sen kendin bilmez isen, Ha nice okumaktır.”

Okuduklarımızdan kendimize pay çıkarmıyorsak, yaşamımızın içine, ruhumuza, davranışlarımıza, düşüncelerimize, ilişkilerimize yansıtamıyorsak ha bir eşek yükü odun taşımışız ne fark der. Gene her şey eskisi gibi… Hiçbir değişiklik yok…Eylem yok…Ben harıl harıl kitap okuyorum. Ne yazık ki, değişim olmuyorsa kitap okumayan birinden benim de hiç farkım olmuyor.

Okuduklarımızı sindirebilirsek bünyemizde bize şekil verir kitaplar. Örnek vermek isterim. Camın üretiminde ana madde olan kum öğütülür ve 1000-1500 derecelerdeki fırınlarda eritilir. Kumun erime noktası yüksek olduğu için içine soda ve kireç eklenir. Bu maddeler aynı zamanda camın kırılganlık özelliğini de azaltır.Bu karışımlar yeterli derecedeki sıcaklıkta eriyerek akışkan bir hal alır. Bu aşamada maddeye presleme, üfleme, iki kere üfleme gibi yöntemlerle şekil verilir. Çelik bir boru ile sıvı hale gelmiş olan cam alınır ve üflenerek şişmesi ve şekil alması sağlanır. Pencere, bardak, sürahi, kavanozlar hepsi cam.  Yaşamın her alanında mevcut. Ana madde başta kumdu; yüksek ateş gördü,başka ürünle karıştı eridi, preslendi, şekil aldı. Soğudu, sunum haline geldi. İşte seçtiğimiz kitaplar bize şekil verir. Pencere mi olmak istiyorsunuz, kristal bir vazo mu? Sürahi mi yoksa?

Nurullah Ataç toplumun gelişmesi için ahlâkla edebiyatın birbiriyle olan ilişkisini bakın nasıl anlatıyor: Ahlâkın bize Özgeyi, kendimiz bilip acılarına, kaygılarına ortak olmamızı onunla hemhal olmamızı buyuran ahlâkın başlıca kurucusu, yayıcısı edebiyattır. Bir kimsenin sıkıntılar çektiğini, yüreğinden yaralandığını anlamamız için kendisini görmemiz diyeceklerini dinlememiz yeter sanırız, oysaki yetmez; görmek dinlemek başka, anlamak gerçekten başkadır da onun için. Anlarız o kimse ne durumdadır, öğreniriz, bilgi ediniriz ama bu bilgi içimize işlemez daima, bizi sarmaz. Bencildir insanoğlu. Bencil olduğu için yalnız kendi dertlerini düşünür, yalnızca onlara inanır, başkalarında gördüğü dertleri kendisininkiler gibi kavrayamaz. Onlara omuz silkmezse, eğlenmezse onlarla gene iyi.

Bizi bu bencillikten edebiyat kurtarır, şiirler, hikâyeler, romanlar, tiyatro eserleri, denemeler kurtarır. Öteki insanların içlerini bize onlar açıverir, bize başkalarını onlar duyurur. Bir toplumda ahlâkın ilerlemesini düzelmesini istiyor musunuz, o toplumda edebiyat, sanat merakını uyandırmaya, geliştirmeye çalışın. Çocuklara, gençlere şiirler, hikâyeler, romanlar okutturun. Onları tiyatrolara sinemalara gönderin. O hikâyelerin, romanların, oyunların insanlarıyla tanışsınlar; onların hayatlarını, hayallerini yaşasınlar, öğrensinler onların içlerini. Böylece gerçekteki insanları daha iyi anlarlar.

Çok bilinen bir deyiş vardır; “Tarih insanı bilge kılar, şiir iç zenginliği, matematik titizlik, doğal bilimler derinlik, mantık ile söz söyleme sanatı ise tartışma yeteneği kazandırır.”

Kitap okumayanlar ona hep yabancı kalacaklar hiçbir zaman kitap alma heyecanını yaşayamayacaklar. Kitap senin varoluşun ve kurtuluşundur. Dilerim ki, çiçeklerle, kitaplarla dolu eviniz bir de kediniz olsun, iyi gelir.

AYŞEGÜL AKAY

YAZAR

YorumlarBu habere hiç yorum yapılmamış     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

5 + 8 = ?