Namaz Vakitleri
Görüntülenen Şehir:   Loading
Puan Durumu Loading
Gazeteler
  • Akşam Gazetesi
  • Bir Gün Gazetesi
  • Bugün Gazetesi
  • Cumhuriyet Gazetesi
  • Dünya Gazetesi
  • Fanatik Gazetesi
  • Fotomaç Gazetesi
  • Güneş Gazetesi
  • Haber Türk Gazetesi
  • Hürriyet Gazetesi
  • Millî Gazete
  • Milliyet Gazetesi
  • Posta Gazetesi
  • Radikal Gazetesi
  • Sabah Gazetesi
  • Sözcü Gazetesi
  • Star Gazetesi
  • Takvim Gazetesi
  • Taraf Gazetesi
  • Türkiye Gazetesi
  • Vatan Gazetesi
  • Yeni Akit Gazetesi
  • Yeni Asta Gazetesi
  • Yeni Şafak Gazetesi
  • Zaman Gazetesi

“Temiz Deniz, Temiz Körfez”

Bu haber 112 kere okunmuş. 15/06/2021

Değerli dostlar, ne yazık ki Marmara Denizi’ndeki müsilaj felaketi halen devam ediyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın koordinasyonunda bir eylem planı hazırlanıp kamuoyuna açıklandı. TBMM’ndeki tüm siyasi partilerin ortak kararıyla da, bir araştırma komisyonu kuruldu. “Marmara Denizi Eylem Planı Koordinasyon Kurulu” ile ilgili Cumhurbaşkanlığı Genelgesi de yayımlandı. Orada açıkça "Marmara Denizi’nde iklim değişikliği etkisi ile birlikte artan sıcaklık, deniz suyundaki durağanlık ve azot-fosfor artışına bağlı olarak ortaya çıkan ve doğal yaşamı etkileyen afet niteliğinde bir müsilaj kirliliği görülmeye başlanmıştır" ifadelerine yer verildi. Tespit bu kadar net. Denizde de bazı çalışmalar başlatıldı ama yapılan sadece yüzey temizliği şimdilik. Elbette, bu önemli sorunun çözümü için gereken her şey, elbirliğiyle yapılmalıdır.

Bu konuda siyasetçilerden ziyade, bilim insanlarının neler söylediklerine dikkat etmek gerekli. Arıtmalar konusunda, özellikle 1989’dan sonra başlayan yanlış tercihlerin, “daha ucuz” çözüm gibi görülen fırsatçı yaklaşımların sonucu artık ortada. Evet, geriye dönme şansımız artık yok ama ders çıkartmayı da bilmemiz gerek bu felaket karşısında. Sebepler belli, sonuç da ortada. Şimdiki, yüzeyde müsilaj toplama gayreti yeterli değil elbette. Siyaset için yapılan polemiklere, hedef şaşırtmalara da gerek yok. Toplanan müsilajı merhem veya kozmetik ürün hammaddesi olarak kullanma açıklaması da trajik. “Müsilaj üremeye devam etsin, bize de hammadde olsun” denilmeyecek herhalde? Şimdi bunları geçip, kalıcı önlemlere gelinmesi gerekiyor. Marmara’yı can çeliştiği yerden kurtarmak gerekiyor. Bunun için, derin deşarj denilerek her nereden sıvı atık boşaltılıyorsa engellenmeli, sanayi atıklarının denize salınmasına da son verilmeli. Öncelikle de Ergene kirliliğine son verilmesi gerekiyor sanırım. Şimdi bir an için düşünelim lütfen. Ülkemizde “sen fabrika yap da, neyi nasıl kirletirsen kirlet” diyen yasalar mı var? Hayır, aksine bu konuda detaylı kanun ve yönetmelikler oluşturulmuş  ama yine de Ergene Havzası’ndaki fabrikalar sıvı atıklarını 1970’lerden bu yana nehre akıtmışlar. Ergene Nehri de kiriyle birlikte akıp Edirne Keşan’dan Saros Körfezi’ne boşalmış. Bu durum tam bir çevre cinayeti halini alınca da, buradaki 2 bine yakın fabrikadan ve 9 OSB’nden çıkan atık sular, müşterek atık su arıtma tesislerinden geçirildikten sonra 3 metre çapındaki 59 km’lik bir boru hattı ile Marmara Denizi’nin 4.5 kilometre açığına verilmesi planlanmış. İşte bu projenin bir bölümü Kasım 2020’de devreye alındı. Yaklaşık 2,5 milyar TL harcandı, daha da harcanmaya devam ediliyor. Saros’a akmıyor artık kirlilik, Tekirdağ’dan Marmara’ya akıyor. Peki Marmara’nın kirliliği ne olacak şimdi? Müsilaj ne olacak? O kadar harcama, 395 kilometrelik dere yatağı temizliği, 12 yerleşimde atık su arıtma tesisi, 38 yerleşimde kanalizasyon sistemi vb. bunun için mi yapıldı? Fabrika kurup da arıtma tesisi yapmayan, yapsa da çalıştırmayan, bir araya gelip daha büyük ortak tesisler kurmayı da beceremeyen fabrikalar, önce atıklarıyla Ergene Havzası’ndaki tarımını katlettiler, sonra da ödüllendirilirmiş gibi bu devasa yatırım devlet eliyle yapıldı onlara. Yerinde çözüm, yerinde arıtma prensibi tümüyle geçersiz bırakıldı. Onlara ödül olan, Marmara’ya ve halka dert oldu şimdi. Evet, müsilaj bir sonuç ama hangi kirliliğin sonucu bu acaba? Kazanç hırsıyla hak tanımazlığın mı, yoksa bilime aldırmamanın mı? “Kirletenler temizlesin” dese şimdi vatandaş haklı değil mi? “Peki bütün bunlar yapıldı da, Saros Körfezi kurtuldu mu?” derseniz, ne gezer? Şimdi de Saros’ta doğalgaz limanı ve kara boru hattı projesi doğayı tehdit ediyor. Ne anladık bu işten? Nasrettin Hoca fıkrası gibi işler değil mi bunlar? Biz bu kadar saçıp dökecek, parası sınırsız bir zenginliğe mi sahibiz?

Varsa o kadar çok para, mesela Edremit Körfezi’ne de harcansın biraz. Gerçi şu ana kadar Edremit Körfezi’nde müsilaja rastlanmadı, ancak felaket Çanakkale Lapseki’ye kadar da geldi. Umarım Körfez’e yayılmaz. Aslında burada sanayi kirliliği yok, sadece küçük sanayinin ve zeytin işletmelerinin atıklarından söz edebiliriz. Ancak  çok yoğun mevsimsel nüfus var yazlıklarda ve arıtmalarımız da hiç yeterli değil. Dereler de denize kirlilik taşıyor sürekli. Durumumuz böyle. Fakat buna rağmen, hatırlanacağı üzere Edremit Körfezi’nde de 2018 yılında BASKİ beş adet Derin Deniz Deşarjı projesi başlatmak istemişti. Hatta bunların üçü Balıkesir Valiliği’nden “ÇED gerekli değildir” onayı bile almıştı. Çevreci vatandaşlarımız buna itiraz ettiler ve konuyu Şubat 2018’de yargıya kadar götürdüler. Hassas deniz statüsü taşıyan körfezde, farklı tesislerden Derin Deşarj yapılması projesini 7 kişilik bilirkişi heyeti de Temmuz 2019’da verdikleri raporla uygun bulmadıklarını açıkladılar. İdare Mahkemesi bu rapor üzerine çevrecileri haklı buldu. Danıştay’da aynı yönde karar verdi daha sonra. Körfez, bu projelerden ve getireceği sonuçlardan kurtulmuş oldu. Bölgemiz, o vakit çevre duyarlılığı gösteren ve konuyu ısrarla takip eden bu insanlara çok şey borçlu gerçekten. Bu mücadele olmasaydı, Edremit Körfezi de muhtemelen Erdek veya Bandırma gibi olabilirdi şimdi. “Pisliği halının altına süpürmek” asla çözüm değil, bir gün geliyor ortaya saçılıveriyor. Kalıcı ve bilimsel çözümler, yani İleri Arıtma Tesisleri gerekiyor Körfez’e. Aslında yasal mevzuat da aynen bunu söylüyor.

Ancak bu projelerin durdurulmasına rağmen, o zaman dile getirilen “Edremit Körfezi Atık Su Arıtma Master Planı” talebi dikkate bile alınmadı. Bunun üzerine çevreciler 2019 sonunda 15 bini aşkın imza toplayarak, bu hususların görüşüleceği ve yerel yönetimler, kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplumun bir araya geleceği bir Çalıştay talep ettiler. 2020 Temmuz’unda bu Çalıştay toplandı ve orada da Master Plan isteği kararlara yazdırıldı. Buna rağmen de, halen bir gelişme olmadı. Aslında BASKİ’nin bu konuda bir etüt çalışması yaptığı ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ne sunduğu biliniyor. Fakat bu plan kamuoyuna açıklanmadı, tartışılması sağlanmadı ve halen bir temel bile atılmadı. Halbuki, Edremit Zeytinli ve Güre ile Ayvalık merkez için acele temel atılması; Körfez’deki diğer 7 adet arıtma tesisinde ise iyileştirme ve geliştirme yatırımları yapılması lazım. 2016’da çıkartılmış olan “Hassas Su Kütleleri ile Bu Kütleleri Etkileyen Alanların Belirlenmesi ve Su Kalitesinin İyileştirilmesi Yönetmeliği”nin daha fazla geciktirilmeden Körfez’de uygulamaya alınması gerekiyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ne ve BASKİ’ye düşen budur. Körfez’de yaşayan vatandaşlar ve vergi mükellefleri bunu bekliyorlar. Hem de acil olarak bekliyorlar. Edremit Körfezi’nde de denizin kimyasal bileşimi değişip, müsilaj felaketi yaşanmadan; kıyılar, deniz turizmi ve biyoçeşitlilik bitmeden; iş işten geçmeden önce, gerekenlerin yapılmasını bekliyorlar. Önemli olan hiç kirletmemektir. Kirlettikten sonra yapılacak masraflar ise kirlenmemesi için zamanında yapılacak yatırımlardan çok daha pahalıya mal olacaktır. O nedenle "Temiz Deniz, Temiz Körfez" talebini hep birlikte dile getirmemiz gerekiyor.

KUBİLAY S. ÖZTÜRK

YorumlarBu habere hiç yorum yapılmamış     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

10 + 10 = ?