Namaz Vakitleri
Görüntülenen Şehir:   Loading
Puan Durumu Loading
Gazeteler
  • Akşam Gazetesi
  • Bir Gün Gazetesi
  • Bugün Gazetesi
  • Cumhuriyet Gazetesi
  • Dünya Gazetesi
  • Fanatik Gazetesi
  • Fotomaç Gazetesi
  • Güneş Gazetesi
  • Haber Türk Gazetesi
  • Hürriyet Gazetesi
  • Millî Gazete
  • Milliyet Gazetesi
  • Posta Gazetesi
  • Radikal Gazetesi
  • Sabah Gazetesi
  • Sözcü Gazetesi
  • Star Gazetesi
  • Takvim Gazetesi
  • Taraf Gazetesi
  • Türkiye Gazetesi
  • Vatan Gazetesi
  • Yeni Akit Gazetesi
  • Yeni Asta Gazetesi
  • Yeni Şafak Gazetesi
  • Zaman Gazetesi

Pandemi de kritik nokta

Bu haber 139 kere okunmuş. 20/04/2021

Değerli dostlar, dünyamız Covid19 pandemisinde kritik bir noktaya geldi. Süreç, aslında varlığı ve çeşitleri uzun yıllardır bilinen bir virüs grubu olan Corona Virüs’ün, hayvanlardan insana geçmesiyle başlamıştı. Bu geçişin yarasalardan kaynaklandığı  biliniyor ama hangi canlı zincirini takip ederek insana kadar ulaştığı bile tam olarak çözülemedi henüz. İnsan türü, bağışıklığının olmadığı bu virüse karşı çaresiz kaldı. Çünkü solunum yoluyla bulaşıyordu ve bilmeden virüsü bünyesine alan insanlar taşıyıcı işlevi de görüyordu. Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkışından bu yana yaklaşık 16 aydır, bu virüs dünyadaki ölümcül serüvenine mutasyon (değişim) geçirerek devam ediyor. Daha üç ay öncesine kadar, ilk ortaya çıkan virüse karşı aşı geliştirmek için uğraşan insan türü, bugün mutasyonlu virüslere karşı bu aşılarla ne kadar başarılı olabileceğini tartışıyor. Zira mutasyonun bir kaç çeşidi var, çok daha çabuk bulaşıyor ve artık çocuklarla gençler üzerinde de etkili oluyor. İşte kritik nokta bu. Nitekim, Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Dr. Ghebreyesus 16 Nisan’da yaptığı bir açıklamayla, dünyanın pandemide "bugüne kadarki en yüksek enfeksiyon oranına yaklaştığı", "vaka ve ölümlerin endişe verici oranlarda artmaya devam ettiği" uyarısında bulundu, "küresel çapta, haftalık yeni vaka sayısı, son iki ayda neredeyse ikiye katlandı" dedi. Ülkeler bazında pek çok farklılıklar olmasına rağmen, genel durum böyle maalesef. Bugün dünya genelinde, pandemi sebebiyle vaka sayısı 140 milyonu ve hayatını kaybedenlerin sayısı ise 3 milyonu geçmiş bulunuyor. Ocak ayından bu yana da pandeminin olumsuz etkisi çok daha hızlı artıyor. Virüs kaynaklı en fazla can kaybı 580 bin kişiyle ABD ve 370 bin kişiyle Brezilya’da gerçekleşti. Onları Meksika ve Hindistan izliyor. DSÖ'nün son raporunda, mutasyonlu virüsün yaygınlaşmasından sonra belirlenen yeni vakaların en fazla kayda geçtiği ülkeler ise Hindistan, ABD, Brezilya, Türkiye ve Fransa olarak sıralanıyor.

Ülkemizde Covid19 pandemisiyle ilgili durumu Sağlık Bakanlığı her gün yayınlıyor. Artık, günlük test sayısı 300 bin ve vaka sayısı 60 bin civarında seyrediyor. Test yapılan her beş kişiden birinde vaka tespit ediliyor. Günlük vefat sayısı 300 civarında ve yoğun bakım hasta sayısı ise 3 bini geçmiş bulunuyor. Türkiye vaka yayılma hızında dünyada dördüncü, Avrupa’da birinci sıraya oturdu ne yazık ki. En yetkili ağızlar bu durumu “vahim” diye özetliyorlar artık. Buna rağmen önlemlerin arttırılması için Ramazan’a kadar beklendi ve tam kapanma yerine “kısmi” önlemlerde karar kılındı yine. Halkın ve özellikle de sağlıkçıların onca özverisiyle, pandemiye karşı sağlanan ilerlemelerden sonra, tekrar başa dönme riskiyle karşı karşı olma tedirginliği var toplumda. Geldiğimiz noktada Sağlık Bakanı “Vakaların artmasının sebebi hepimiziz. 84 Milyon” demesine karşın, kamuoyu konuya her iki taraftan da bakılması gerektiğine inanıyor. Gerçi pandemi kurallarına uymama eğilimi olduğunu her gün sokakta, markette, pazarda görüyoruz. Yaşam alışkanlıklarını kolayca  değiştirmeye yanaşmıyor vatandaşlar ve yaptırımlar gerekiyor. Fakat beklenen ceza değil elbette, destek de bekliyor vatandaşlar. Yaşayabilmek için çalışmayı sürdürmek zorunda olanlar ve günübirlik kazanıp yaşayanlar çoğunlukta. Kamusal yardım bu noktada devreye girmek zorunda. Ayrıca, özellikle seçilmiş veya atanmış yöneticilerin vatandaşlara örnek olması, kurallara öncelikle uyması gerekiyor. Yoksa birinin çıkıp “maşallah” çekmesi, diğerinin “kendinizi kollayın” ricasının önüne geçiveriyor.

Pandemi sürecinde ülkelerin ne yapması gerektiği ise başından beri gayet açık. Önce tüm sınırlara; hava, kara ve deniz limanlarına çok sıkı sahip olmak şart. Girişler ve çıkışlar yasaklanmalı veya çok sıkı kurallara bağlanmalı. Bu nedenle Yeni Zelanda ve İngiltere gibi ada ülkeleri daha başarılı oldular. Bizde ise, Umre dönüşleri ve İran kaynaklı kaçak girişler hala hatırımızda. Şu anda ise, mutasyonlu virüslerin neden ülkemizde bu kadar yaygınlaştığı hususu zihinleri meşgul ediyor. Demek ki, bizim bu anlamda bir disiplin sağlama konusunda eksiklerimiz var. Sınırları emniyete aldıktan sonra yapılması gereken ise, içeride tam kapanmayı sağlamak ve bunu en azından 28 gün yapmak. İnsanları kapayıp, virüs kaçırmak mümkün değil haliyle. Tam kapanmanın asıl nedeni, bu süreçte virüs nerede belirirse orada boğmak. Ya ev karantinasında, ya da hastane ortamında tedavi sağlamak. Amaç virüsü taşıyanın veya onunla temaslı olanın bile, hiç yer değiştirmemesini sağlamak. Bekleyecek vatandaş, hasta olana devlet yetişecek, çaresini bulacak. Virüs nerede yayılma eğilimi gösterse, buna asla fırsat verilmeyecek. Bu işi başaranlar oldu dünyada. Fakat tam kapanma toplumsal disiplin ve sisteme inanç istiyor. Çin, Vietnam ve İsrail örnekleri böyle. Bizde ise disiplin sorunu var. Üstelik “uyanık” olma tercihi daha yaygın maalesef. Tabii bir de “bana bir şey olmaz” anlayışı, yani cehalet var. Ancak çok daha önemlisi, tam kapanma için ciddi bir ekonomik güç de gerekiyor. Devlet “al sana ihtiyaç duyduğun para” diyecek, vatandaş da oturup tam kapanma günlerinin başarıyla atlatılmasını bekleyecek. Biz bunu da pek yapamadık. Peki bütün bunlar yetiyor mu pandeminin durdurulmasına? Hayır, yetmiyor. Bu arada, devletin en az vatandaşların % 60’ını da aşılaması gerekiyor. Örneğin İsrail bunu başardı, hatta18 Nisan itibariyle açık alanlarda maske zorunluluğunu bile kaldırdı. Aşılamalarda önce en riskli yaş grupları öne alınıyor haliyle. Ancak emeğiyle geçinmek zorunda olanları, kamu çalışanlarını aşılamaya başlayarak, en faal yaş gruplarını da güvenceye almak gerekiyor. Hekimler bu hususu gayet anlaşılır bir şekilde ifade ederek, ancak ikinci aşının yapılmasından sonra bireylerde korunma sağlanabileceğini ekliyor. O bile tam koruma değil, zira her aşı belirli yüzdelerle koruma yapıyor. Türkiye’de ikinci aşıyı olanların toplamı şu anda 8 milyon civarında. 4 milyon vatandaşımız da hastalığa yakalanıp atlattığına göre, toplamda 12 milyon kişi bağışıklık kazanmış bulunuyor. Oysa ülkemizde 84 milyon vatandaş ve 4 milyon zorunlu mülteciyle birlikte toplam 88 milyon insan yaşıyor, üstelik mutasyonlu virüsten sonra artık her yaş grubunu da korumak gerekiyor. Demek ki, henüz reel anlamda % 14 civarında bir koruma sağlamış durumdayız. Aşmamız gereken epeyce bir yol var daha.

Hepsi gerçekleştikten sonra da, hemen açılmamak gerekiyor. Yani, örneğin yaz geldi diye, adını “yeni normalleşme” koyup, içeride her konuda tamamen eski yaşam alışkanlıklarına dönmemek lazım. Sonra ülkenin kapatılmış olan sınırlarını da birden bire açmamak gerekiyor. “Turist gelsin, döviz de gelsin ama virüs gelmesin” diyerek davranmak, yani farklı bir tercihi yaşama geçirmek şart. Ne yalan söyleyelim, biz bunda da pek başarılı olamadık. Ekonomik gerekçeler, sağlıkla ilgili bütün bu kuralları gölgede bıraktı. Sadece hafta sonları, belirli saatler arası ve kısmi olarak kapandık; belirli yaş gruplarına da sınırlamalar getirdik. Peki oldu mu? Olsaydı bugün bu durumda olmazdık sanırım. Evet insanları tam kapanmaya zorlamak da, bunun maddi temellerini oluşturup yapılabilir hale getirmek de oldukça zor. O nedenle, bütün bu gerçekleri masaya koyup, ona göre alternatif planları tartışmak, bilim insanlarından destek almak, realist bir ortak plan yapmak lazım. “Gerçeklerimiz ve imkanlarımız şunlar, alacağımız riskler ise bunlar” deyip, bütün bu hususları da vatandaşa açıkça anlatmaktan başa çıkar yol var mı dostlar?

KUBİLAY S. ÖZTÜRK

YorumlarBu habere hiç yorum yapılmamış     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

3 + 2 = ?