Namaz Vakitleri
Görüntülenen Şehir:   Loading
Puan Durumu Loading
Gazeteler
  • Akşam Gazetesi
  • Bir Gün Gazetesi
  • Bugün Gazetesi
  • Cumhuriyet Gazetesi
  • Dünya Gazetesi
  • Fanatik Gazetesi
  • Fotomaç Gazetesi
  • Güneş Gazetesi
  • Haber Türk Gazetesi
  • Hürriyet Gazetesi
  • Millî Gazete
  • Milliyet Gazetesi
  • Posta Gazetesi
  • Radikal Gazetesi
  • Sabah Gazetesi
  • Sözcü Gazetesi
  • Star Gazetesi
  • Takvim Gazetesi
  • Taraf Gazetesi
  • Türkiye Gazetesi
  • Vatan Gazetesi
  • Yeni Akit Gazetesi
  • Yeni Asta Gazetesi
  • Yeni Şafak Gazetesi
  • Zaman Gazetesi

YAŞAM, İNSAN, SANAT

Bu haber 2195 kere okunmuş. 19/10/2020

HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZMÜ SANAT, SANAT İÇİNMİDİR,YOKSA PAYLAŞIP DOSTLUK KURMAK İÇİNMİDİR?

 

Dünyamızın ortak kabusu Covid-19(Korona virüsü) Her Gün siyasilerin, bizlerin, basının, sanatçıların, yazarların ortak konuşma konusu olarak tek dil olarak karşımızda…Yolda yürürken Maske takma şekillerini kurallara uygun, çenesinde veya kolunda diye gözlemleme alışkanlıklarımız. Yakın mesafeye gelenler acaba Bulaştırır mı diye endişelerimiz ? Evden dışarıya kısıtlı ihtiyaçları için çıkanlarımız veya Okulların açılmasıyla birlikte çocuklarımız.

Belli bir yaş gurubumuz,Kurtuluş yıllarının TİFO,VEREM salgın anıları,Orta yaş gurubunun,Asya gribi,Kuş gribi, Domuz gribi gibi anıları… Kış yaklaşırken Grip veya Zatürre olma korkuları…Hepsi ölüm korkusu veya Parasal cezalar ile gündemde.

Bu kadar hüzün anılarının karşısında Deniz kenarında yaz boyunca,hatta halen 65 yaşa takılan gurubun deniz kenarında yaşam anıları, evlerinin önündeki toprak ile uğraşları, Doğaya dönüş veya evde kalmayı tercih edenlerin Arşiv yapma,Roman okuma veya Resim yapma gibi anılar güncelliğini koruyup konuşmalarda ortak dil veya yeni dostluklara uzanan bir köprü oluşturmakta.. Yani SANAT ve DOĞA her yaşın ortak dili…

65 yaş gurubu olarak aylarca evde kapanmanın acısını çıkartmak için kardeş çocuklarımız olma avantajıyla Fenerde bir yazlıkta Deniz ve Bahçe işleriyle uğraşırken,Sanat ve Dostluk frekansı veren Pozitif kişilerle karşılaştık. Bu arada Edremit Hastanesinde Diyaliz hastası olarak Ünlü şair Gülten Akın ile daha fazla sohbet edip anılarını not etmediğim için,Köy Enstitüsü yıllarını Rahmetli Ali KUDAR dostumdan dinlerken daha geniş not tutup yazmadığım için hep hüzünlenirim.Prof.Dr.Tankut ÖKTEM hocam ve Dostumun AYVALIK-BAĞYÜZÜ yalnız ATATÜRK heykelinin yapılış anısı ve orada bölgedeki ADD derneklerle bütünleşip bir piknik anısı vasiyetini yerine getiremediğim için hep hüzün yaşarım.YEMENİCİOĞLU hocamızı bu pandemi günlerinde kaybedip son veda görevimizi yapamamanın hüznü yüreğimizde tüm arkadaşlarımızla bir kor şeklini yaşam boyu muhafaza edecektir... Geçmişi bırakıp bu günümü değerlendirmek isterken yazma isteğime bir dost konuş,Bunlardan biride RESSAM SEYFETTİN DAĞLAR: Önceleri site içerisinde örnek bir bahçesi ve Farklı renkteki Sakız Sardunyalarının hayranı olarak bahçeyi geçerken izlememize Çanakkale’li bir dost olarak sohbetlere başladık ve RESİM SANATINDA bütünleştik.

Seyfettin DAĞLAR kendisini daha daha iyi tanıyabilmemiz için gururla, mini bir video çekimini SONDEM başlıklı olarak bilgisayaramıza yükledi…Hoş bir sohbeti sizlerle paylaşalımmı.?

Seyfettin,1951 yılı İSTANBUL-SARIYER doğumlu…Tarabya,İstinye,Yeniköy gibi semtlerde İlk,Orta,Lise yılları anılarını yaşarken Orta Okulda yaptığı Resimlerin okul panosuna asılmasını ve hep Dokuz not alırken niçin 10 alamayışının sırrını bir türlü çözemediğini nüktelerle anlatıyordu.

Sonraki yıllar iş hayatı iyi bir pazarlama çalışmaları ve GIDA ÜRÜNLERİ üzerine patronluk yılları

İş hayatının stresini RESİM yaparak azaltırken, Evin dağınıklığı ve boya kokuları gündeme gelip eşini üzdüğünü hissedince,çözümART  SDÜTYO Atölyesini kurarak Ekrem Aydar hocasından dersler alıp,kitap ve dökümanlar dünyası derken SALVADOR DALİ,LEONARDA VİNCİ,PABLO PİCASSO hayranı olarak Ropidiksiyon resim çalışmalarına profosyonelce adım.

Karakalem, Yağlı boya,Toz pastel, Suluboya,Duvar resimleri, Spatula çalışmaları derken eserler çoğalmaya başladı ve karma sergiler, kişisel sergiler gündeme oturdu.Bazı sanatçılar gibi sayı ve belge peşinde olmayıp Sanat dünyasından zevk aldığını hatta birçok eserini satmak yerine armağan etmeyi,emeklerinin bir dostunun duvarında görmeyi daha çok benimsediğini vurguladı...

Tual ve çerçeveler ticaret yapmayınca önemli bir gider boyutlarına erişince, kendisi ürünleri yapmayı maliyeti azaltma yollarını tercih etmeye başlamış. (Kontraplak,Fon kortonları,ağaç çerçeveler v.s.)

Başkalarının var olan eserlerini tekrar Tualde yansıtmak yerine kendi çektiğim Fotoğraflar deyince karşısına doğru adres İFSAK (İstanbul FOTOĞRAF VE SİNEMA DERNEĞİ) Eğitim günleri başlıyor. Fotoğraf çekimlerinde en çok BALAT ve ÜSKÜDAR sokakları eski yapılar dikkatini çekip,boğazdaki her gün değişim gösteren Gün Batımları uzun müddet Tuallinde canlanıyor... Sergilerinde ilgili ve ilgisiz insanların seri olarak eserleri incelerken eğolarına göre yorum ve tenkitlerine alışması sonucu ve MİLENYUM yılına girmenin sonucunda Gök bilimleri dünyası ilgisini çekerek DÜNYA ve UZAY çalışmalarına ve kaybettiğimiz DOĞA konularını SOYUT çalışmalarla eser biriktirmeye yönlendiriyor,

İSTANBUL yaşamını şehrin yoğunluğu nedeniyle geçmiş anılara bırakılarak, CANAKKALE’ye yerleşiyor. Sanat yaşamı devam ederken,ÇANAKKALE 18 MART ünüversitesi DEKAN Sayın Alper bey ile dostlukları sonucu Üniversite içinde kurulan müzeye Babadan kalan Zeytin dünyasının bazı araçlarını armağan ederken, koridorları süsleyen RESİM koleksiyonuda armağan ederek farklı bir mutluluk dünyasına imza atmış oluyor.Şimdilerde Resim çalışması kadar Selma Hepgüler hocasının ilgisiyleKoro çalışmaları ve Türk sanat müziği ile sevgili eşiyle günlerinde mutlu anılara yelken açıyor.

GÜNÜMÜZ SERGİLERE BİR EĞİTİM NOTU: Beni üzen bir gözlem, izleyici ve özellikle açılışta protokol çok seri olarak eserlerin önünden bir an önce geçip turunu tamamlamak istiyor. Sanatçılarla Fotoğraf çektirmek sohbet etmek için çok az zaman ayırıyorlar.Yorum yapan izleyicilere de bir anektot;Ünlü bir hoca,Öğrencisini RESİM sanatı ile her konuda eğitip,son güzel bir eserini Halkın kalabalık bir bölgesinde,fakat altına bir not yazarak,BU ESERDE HATALI BULDUĞUNUZ BÖLGEYİ LÜTFEN ÇARPI İLE İŞARETLER MİSİNİZ? diyerek sergilemesini ister.Hocasının kusursuz bulduğu eserin üzerinde ertesi günü izlemiye gittiklerinde çarpılardan nerede ise boş yer kalmamıştır. Sonraki günlerde aynı özellikteki ikinci eserini başka bir bölgede Eserin yanıda çeşitli yağlı boyalar, fırçalar bırakarak, LÜTFEN HATALI BULDUĞUNUZ BÖLGEYİ BOYARMISINIZ.? Notu ile sergilemeyi uygulamışlar. Bir haftalık zaman aşımından sonra eserin yanıra gittiklerinde bıraktıkları gibi,hiçbir müdahale olmadığını gözlemlemişler.HOCA SONUÇTA,BİLEN İLE BİLMEYEN BİR OLMAZ.ESER SANATÇININ ÖZEL DUYGULARI VE YORUMUDUR demiş. İzleyenlerin Sanat yorumlamaları yaparken kelimeleri çok dikkatle seçmeleri gerekmektedir.

 

HAŞMET DEMİRBİL

FOTOĞRAF KOÇU

EĞİTMEN - GAZETECİ

ARAŞTIRMACI YAZAR

YorumlarBu habere hiç yorum yapılmamış     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

1 + 7 = ?